WeLcOmE

16/12/2005

Türk ve Türkiye aşkı...

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (4) | Yorum yaz! | Bağlantı

31/10/2005

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

7/10/2005

fıkralar

                                  kesinlikle

80 yaşındaki Ahmet Bey doktora gider. Doktor sorar:
- Neyiniz var Ahmet Bey?
- Hiç bir şeyim yok, turp gibiyim ve 18 yaşındaki karımdan bir çocuk sahibi olacağım. Doktor bunun üzerine Ahmet Bey'e bir hikaye anlatmaya başlar:
- Avcının biri her gün tüfeğini alarak geyik avına çıkarmış. Bir gün tüfeği yerine dalgınlıkla şemsiyesini almış. Ormanda ilerlerken karşısına kocaman bir geyik çıkmış. Avcı şemsiyesini geyiğe doğrultmuş ve PAAT. Geyik yere yığılmış.
Ahmet Bey hemen atılır:
- Öyle şey mi olur? Başkası vurmuştur. Doktor cevap verir:
- Kesinlikle!

 

                              papagan

                        

Adam kendisi için aldığı Viagraların papağanı tarafından yutulmuş olduğunu

farkeder. Papağanı ateş basmıştır. Adam sinirlenerek ateşi düşsün, soğusun

diye buzluğa atar papağanı. 4 saat sonra buzluğu açıp papağana bakan adam,

papağanın hala ter içinde olduğunu görür ve şaşırır.

- Ne oldu sana? Niye terledin? Saatlerdir buzluktasın...

- Lan bu donmuş tavukların, donmuş bacaklarını hiç ayırmaya çalıştın mi sen?

Fıkra No :680

 

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

7/10/2005

yannızlık

 

 

 

Ayrılacakmıydı?

Hiç düşünmemiştik mi?

Ben başka korkuların girdabında başımı dik tutmaya çalışıyordum,

sen gideceği yere kadar diyordun.

Ama bir şey vardı içimizde ağırlaşan

Adı konulmayan,adını bilemdiğimiz

Hiç bir şeye benzetemediğimiz

Ağrısını ruhumuzada hissettiğimiz,

Ama bizim olan,içimizi ısıtan bir şey..

Önemlimiydiki?

Adını koyamasakta,tanımlayamasakta,

o bizimdi,

O güzeldi, o büyüktü

O değerliydi,

Ve nazlıydı..

 

Ama şimdi bir harabe gibi kaldı yüreğimin tam ortasında

Öksüz ve yaralı kaldı,

Susuz kaldı bir kum yığını gibi..

Şimdi kime sormalıyım bu kaçıncı kilometre taşı?

Nerede yorulduk biz

Nasıl kopardık yürek bağımızı

Nerede çözüldük

Nezaman başladı yaprak dökümü

Bu son yazdı bitti..Gidiyorsun

Ve dökülüyorum ayaklarının dibine bir bir

Sen kal ben giderim

Yüreğimide götürürüm

Gideceği yere kadar

Gömüleceği yere kadar

sen kal...

Bu şehrin gözyaşı beni boğar

Koparım dağılırım

Sen kal...

Kalmalısın ki

Arkandan ağlamasın bende bıraktıkların..

                                                                   A.K     03,04,2000

 

 

BU ŞİİR www.blogcu.com/suzidil BLOGUNDAN ALINMIŞTIR...

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (3) | Yorum yaz! | Bağlantı

6/10/2005

sevmek

Sevme. 

Esir lugatların diliyle sevme.

İşgal altındaki duyguların,

Dehlizlerde yaşayan hayallerin,

Tarumar edilmiş bir yüreğin diliyle konuşma..

 Karanlığına sıkıştırıp tutsak ettiğin senli yanlarını azat et.

Bir gün,

Elbet bir gün masalını anlatma,

O gün yangın yerinde kaldı unuttun mu..

 

Bir türlü bedenine uyduramadığın uluslar arası ölçülerin utancıyla eğme başını

Mekanik bedenlere yüklenmiş çöp kutusu beyinlerin ürettiği konserve hayata aldırma..

 

Kopar zincirlerini tutsak yüreğinin,

Bırak asi yaşasın özünü dağ rüzgarı gibi,

Sentetik insan örneklerinin bütün kınamalarına karşı,

Sen , sen olmayı dene..

 

 

Sarma , bırak kanasın mavi baharların bıçak yarası.

Ve vur yüreğini yağmurlara,

Bırak ıslansın içindeki çocuğun saçları kırk ikindi sağanaklarıyla…

 

 Bırak medeniyetin  tse damgasını,garanti belgesini,

Boş ver son kullanma tarihini.

Kim yakarsa yaksın Roma’yı aldırma..

 

Zihnin labirentlerinde hapis olmuş gençliğinin,

Dağlara sevdalı yanını alıp

Çek tetiğini  ilk kez uzandığın silahın..

Kahrolası çaresizlik kavşağında ateşlere verdiğin özgürlüğünü KURTAR..

 

                                                            A.K         

 

BU ŞİİR www.blogcu.com/suzidil BLOGUNDAN ALINMIŞTIR 

 

 

 


 

Kategori: (Belirtilmemiş) | Yorum (3) | Yorum yaz! | Bağlantı

« Önceki :: Sonraki »